Yaz Tatili Geldi Çattı…
18, 2010, 1:09 pm | Çocuk, eğitim kategorisinde yayınlandı | Yorum yapınEtiketler: okul, okul tatili, tatil, tatil nedir, tatil zamanı, yaz, yaz tatili
Evet işte beklenen koca yaz tatili başladı.Yaz tatilini sabırsızlıkla bekleyenler için bu olay büyük bir sevinç kaynağı.Çoğu çocuk yaz tatilini pek sevmez ama çok büyük bir kısımı yaz tatilini dört gözle bekler.Bugün okullarda, yaşanan sevinç çığlıkları on metre uzaktan bile duyuldu.Karnesi bazıları beş bazıları dört veya zayıf notlar olanlara :üzülmemelerini ve daha çok çalışıp başarmalarını söylemek istiyorum.Ne olursa olsun çalışın,çalışın ve sonuna dek çalışın.İyi tatiller ve iyi günler…
Edremit Güre Kaplıcalarına Yolculuk
30, 2009, 4:28 pm | Aile, tatil yeri, Yaşam kategorisinde yayınlandı | Yorum yapınEtiketler: edremit, istasyon, kaplıca, km, mesafe, otobüs, yaz, yol, yolculuk

Edremit
Güre Kaplıcası Edremit’e 12 km, Akçay’a 3 km, Altınoluk’a 11 km mesafededir. Edremit ilçesi, Balıkesir’e 87 km, Çanakkale’ye 120 km, İzmir’e 200 km, Bursa’ya 235 km, İstanbul’a 480 km, Ankara’ya 620 km mesafededir. Devam Edremit Güre Kaplıcalarına Yolculuk…
Suyunda Belli Bir İçme Ölçüsü Var
18, 2009, 2:49 pm | Gıda, Sağlık, Yaşam kategorisinde yayınlandı | Yorum yapınEtiketler: ay, ölçü, canlı, gün, hafta, hastalık, ifade, insan, su, tüketmek, ter, yaz, Yaşam, yemek, yol
Su içerken ölçülü olun!Fazla tüketmeyin.
Yaz aylarında suyun az tüketiminin yanı sıra fazla tüketiminin de sakıncalı olabileceği belirtildi. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Akbaş, suyun insan yaşamı için vazgeçilmez bir unsur olduğunu, insanların yemek yemeden haftalarca canlılığını sürdürebildiğini, ancak susuz sadece birkaç gün yaşayabildiğini söyledi. İnsanların ter, idrar ve solunum yolu ile su kaybettiğini ifade eden Dr. Murat Akbaş, Online Sağlık’a yaptığı açıklamada, normal bir bireyin su gereksiniminin, metabolizma hızı, ortam ısısı gibi pek çok faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterdiğini belirtti.Normal koşullarda insanların gereksinim duyduğu su miktarının günde 1,5-2,5 litre arasında değiştiğini açıklayan Akbaş, yaz aylarında sıcak ortamlarda, ishal, aşırı terleme ve çeşitli hastalık durumlarında su ihtiyacının artacağına işaret etti. Vücudun normal sıvı dengesinin sağlanabilmesi için kayıp kadar sıvı alınması zorunlu olduğunu ve böbreklerin vücut sıvı ve elektrolit dengesini sağlamasının hayati öneme sahip olduğunu dile getiren Dr. Murat Akbaş, şöyle konuştu:”Fizyolojik oranlarda gereken su miktarının alınamaması durumlarında, vücutta sıvı açığı gelişecektir. Biz buna tıpta ‘dehidratasyon’ diyoruz. Dehidratasyona bağlı olarak kan basıncında düşme, kalp atımlarında artış gibi tablolarla karşılaşabiliriz. Bu tablonun ilerlemesi ile beraber, hipertansiyon, şok ve böbrek yetmezliği gibi süreçler gelişebilir.”
Son yıllarda cilt güzelliği, diyet, toksitlerin atılması ve kanın temizlenmesi gibi gerekçelerle insanların günlük 4-5 litre sıvı tüketilmeye teşvik edildiğini ifade eden Akbaş, şunları söyledi:”Böbreklerin belirli bir oranda su atma kapasitesi vardır. Böbreklerin su atma kapasitesinin üzerinde su alındığında, atılamayan su, kanda birikerek, kandaki elektrolitlerin, kan hücrelerinde değişikliklere neden olarak, kan sodyum düzeyinde düşmeye neden olur. Bunu da tıpta ‘hiponatremi’ olarak tanımlıyoruz. Kan sodyum düzeyindeki düşmeye bağlı gelişen beyin ödemi, bulantı, kusma, halsizlik, bilinç değişiklikleri, koma ve hatta ölüme neden olabilir.”İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Akbaş, özellikle böbrek yetmezliği çeken hastalarının kamuoyunun yönlendirmeleri ile, “Üremiz düşsün, kanımız temizlensin” diyerek 3 litre, 5 litre su içtiklerini, bunun sonucunda da zehirlenme olaylarının yaşandığına dikkati çekerek, böbrek yetmezliği çeken hastaların aşırı su içiminden kaçınmalarını istedi.ABD’de yapılan ve en çok suyu içenin ödülü kazandığı bir yarışmada, yarışmacılardan birinin hiponatremi sonucu hayatını kaybettiğini aktaran Akbaş, yine ABD’de bakıcısı tarafından su içmekle cezalandırılan 3 yaşındaki bir çocuğun da hiponatremi nedeniyle öldüğünü kaydetti.
Çocuğunuz Sağlıklı Tatil Geçirsin
13, 2009, 1:19 pm | Sağlık, Yaşam kategorisinde yayınlandı | Yorum yapınEtiketler: anne, ay, Çocuk, öneri, baba, bebek, gökhan mamur, güneş, Genel, giysi, kural, Sağlık, tatil, yaz, yol, zarar
Çocuğunuz sağlıklı tatil geçirsin
İşte bebeğinizi güneşin zararlı ışınlarından korumanın yolları..
Uz. Dr. Gökhan Mamur, çocuklarla sağlıklı bir yaz tatili için
anne babalara önerilerde bulundu.Siz nasıl giyiniyorsanız çocuğunuzu da öyle giydirin.
Yaz aylarında bebeğinizin giysileri konusundaki genel kuralımız şudur; siz nasıl rahat
ediyorsanız bebeğiniz de o şekilde rahat edecektir.Yani sıcak ortamda size bir tişört
ve şort yetiyorsa, bebeğiniz için de aynı şey geçerlidir. Güneşten koruyan bir şapka,
ince pamuk bir giysi idealdir. Unutmayın soğuk eller ve ayaklar bebeğinizin üşüdüğünü
göstermez ama ter çocuğunuzun sıcakladığını ifade eder. Klima ve vantilatörler çocuğunuzun
rahatlamasını sağlayacaktır ancak uzun süreler doğrudan üzerine üflemesine izin vermeyin.
“Çok üşüdü”- “çok ısındı” bu iki kavram eşdeğerdir.Buna göre davranmalısınız. Bebeğinizdeki;
kuru cilt, ateş, ishal, sinirlilik veya uykuya eğilim, havale gibi belirti ve bulgular onun aşırı derecede
ısındığını ifade eder. Hemen tıbbi yardım almanız gerekir.
• Sıcak havada önlem alın
-Herhangi bir koşulda, herhangi bir zaman çocuğunuzu yalnız olarak arabada bırakmayın.
Camları yarı açık bir aracın iç ısısı 15 dakikada 35 dereceden 40 dereceye çıkmaktadır.
Camlar kapalı ise bu ısı 65 derecedir.-Ateşi olan çocuğun giysileri hafifletilmeli.-Sıcak hava = Bol
sıvı tüketimi-Çok sıcak ve nem oranı yüksek havalarda çocuğunuzu bir anda 30 dakikadan fazla
dönemler için oynamasına izin vermeyin.Bulutlu Günlerde Bile Çocuğunuzu Güneş Işınlarından Koruyun
• Güneş ışınları 10:00-15:00 arası dönemde çok etkilidir.
• Güneş ışınlarının yüzde 80’i bulutlardan geçebilmektedir dolayısıyla bulutlu günlerde bile güneşten
korunmak gerekir.
• Su ve kum güneşin ışınlarını yansıtır, dolayısıyla cildin etkilenmesini artırır.
• Ciltteki su ultraviole ışınların geçişini kolaylaştırır. Dolayısıyla suda daha fazla korunma gerekmektedir.
• Güneş şemsiyeleri veya ağaçlar güneşin etkilerinden korunmak için yeterli değildir.
• 0-12 aylık çocukların ciltleri özellikle ince olduğundan güneş ışınlarına karşı çok hassastır. Bu dönem içinde
gelişen önemli bir güneş yanığı, çocuğunuzun ileriki yaşamında ölümcül cilt kanseri riskini ikiye katlamaktadır.
Bunun dışında erken yaşlarda bronzlaşmanın bile ileride cilt kanserine yol açabileceği gösterilmiştir. Cilt
kanserlerinin yüzde 90’ı önlenebilmekle birlikte bunlara güneş neden olmaktadır.
• Açık tenli ve açık göz renkli kişiler daha çok risk altındadır.
• “Güvenli bronzlaşma” diye bir kavram yoktur. Bronzlaşma cilde zarar vermektedir.
• Burun, dudak ve kulaklar güneşin etkilerine en açık vücut alanlarıdır.
Koruyucu Kreminizi Güneş Altında Değil, Güneşe Çıkmadan Önce Sürün
• Yaşamın ilk altı ayında bebeklerin doğrudan güneş ışığına maruz kalmamalarına dikkat edilmelidir. Doktora
danışılmadan güneş kremi sürülmemelidir.
• Güneşe çıkmadan 15-30 dakika önce daha büyük çocuklara güneş kremi sürülmelidir. Özellikle giysilerin
korumadığı alanlara dikkat edilmelidir.
• Çocuklar ilk başta birkaç dakika, daha sonra 20 dk’ya kadar doğrudan güneş ışığına çıkarılabilir.
• Bebeğiniz altı aylık olduktan sonra çantanızda mutlaka güneş kremi bulundurmalısınız.
• Güneşe maruz kaldığında çocuğunuza gölgelikli şapka takın. Bunun dışında denize bile girse vücudunun üst
kısmını koruyacak bir giysi giydirin. Giysiler hafif ancak sık dokunmuş olmalıdır.
• Çok sıcak havalarda dışarıdaki kalışınızı günün erken veya geç saatlerinde yapın. Mümkün oldukça günün
ortasında dışarıda bulunmayın.
• Su ile oynayan çocuklarınıza suya dayanıklı güneş kremi sürün. Oyun bitince kurulayın ve tekrar güneş kremi
sürün.
• Çocuğunuz herhangi bir ilaç kullanıyorsa ışığa duyarlılık yaratmadığından emin olun.
• Çocuğunuz için en iyi örneği siz oluşturun ve kendinizi koruyun.
Güneş Kreminizi Seçerken…
• Bebek ve çocuklarda 20-30 koruma faktörü yeterlidir.
• Çok açık tenlilerde 30 faktör uygundur.
• Ürün, kısa ve uzun ultraviole ışınlardan korumalıdır. (UVB ve UVA)
• Ürünlerdeki bazı maddeler alerjik cilt cevaplarına yol açabilmektedir. Bunlar PABA içeren ürünlerdir. Çocuğunuzun
ön kolunda bir santimetrelik alana bir gün öncesinden üründen bir parça sürün. Üzerine yara bandı yapıştırın.
Bir gün sonra yara bandını çıkarın ve çocuğunuzu güneşe çıkarın (Vücudunun diğer bölgeleri giysi ile korunurken). Herhangi
bir kızarıklık gelişirse o bölgede başka bir ürün kullanın.
• Suda koruma için ürünlerde 2 özellik vardır. “Waterproof” 4 kere 20 dakikalık suya girmede koruma sağlamaktadır.
“Waterresistant” 2 kere 20 dakikalık suya girmede koruma sağlamaktadır.
Güneş Yanığı Bulguları:
• Maalesef güneş yanığı bulguları güneş yanığı oluştuktan sonra kendini belli eder. Dolayısıyla önlem almak çok önemlidir.
• Ağrı belirtisi ile birlikte kızarıklık, ateş, ciltte su toplanması klasik bulgularıdır.
Güneş Yanığında Tedavi Önerileri:
• Küçük bir havluyu su ile ıslatın ve yanık olan alanlara hafifçe uygulayın. Bunu 15 dakika kadar uygulayın ve gün içinde
4-5 kere tekrarlayın.
• Cilt nemlendirici krem sürün. Vazelin uygulamayın çünkü bu hava temasını önler ve hava teması iyileşme için gereklidir.
• Parasetamol ağrı için kullanılabilir.
• Ciltte su toplaması varsa doktora göstermenizde fayda vardır.
Çocuğunuz en az 9 yaşına gelene kadar suya giderken sizin gözetiminizde olmalı.
Ülkemizin coğrafi özellikleri ve mevsimin ısısı göz önünde bulundurulduğunda deniz veya havuza girmek kaçınılmaz
olmaktadır. Ancak masum görünen bu eğlenceli ortam bazen çok üzücü sonuçlara yol açabilmektedir. Suyun bulunduğu
her ortamda çocuklarınıza çok dikkatli olmanız gerekir. Ebeveyn su yakınında veya suya giren küçük çocuktan en fazla bir kol
mesafesi kadar uzak olmalıdır.
• Her türlü havuzda çocuğunuza çok dikkat etmelisiniz. Bu bebek havuzu ve birkaç santimetrelik su anlamına bile gelse. Bebek
havuzu kullanımda değilken ters çevrilip bırakılmalıdır.
• Havuzunuz var ise bunu tamamen parmaklık ile çevirmelisiniz. Kapının kolay açılmaması şart ve açıldığında ev içinde bir alarmın
sizi uyarması uygundur.
• Havuz kullanımda değilken çevresinde veya içinde oyuncak bırakmayınız. Oyuncaklar çocuklarınız için çekici gelebilir ve suya düşebilirler.
• Deniz simidi gibi nesneler genelde çocuklara ve ebeveyne yalancı bir güven duygusu verir. Kullanırken onlara kesinlikle güvenmeyin.
• Çok veya az klor çocuğunuza zarar verebilir. Onun için temiz ve bakımlı havuzlara girmesini sağlayın.
• “Büyük” tuvaletini tutamayan çocuklar havuza girmemeli. Dışkı suyu mikrop yuvası haline getirip insanları hasta edebilir. Bu tür durumlar
için özel yüzme bezleri vardır. Bunları temin etmeniz hem çocuğunuz hem de çevreniz açınızdan faydalı olacaktır.
• Siz havuzda ya da denizdeyken yağmur yağabilir, yağmura yıldırım da eşlik ediyorsa su aktivitelerinizi sona erdirin ve o bölgeden
uzaklaşın.
• Yat veya bu tür gezilerde çocuklarınıza mutlaka yelek giydirin.
Deniz Ve Havuzlara Girmeden Önce Dikkatli Olun
9, 2009, 10:04 am | Dünya, Sağlık, Yaşam kategorisinde yayınlandı | Yorum yapınEtiketler: deniz, havuz, mevsim, salgın, Sağlık, temizlik, uzmanlar, yaz

Deniz ve havuzlara dikkat edin.Salgın çıkabilir
Yaz mevsiminde deniz veya havuza girerek serinlemek isteyen insanların sayısının artması, gerekli sağlık kurallarına uyulmaması halinde ciddi salgın hastalıklara neden olabiliyor.Uzmanlar özellikle yetişkinlerin deniz ve havuza girdikten sonra mutlaka gerekli temizliği yapmaları gerektiği uyarısında bulunuyor. Aksi halde bağışıklık sistemi tam gelişmeyen küçük yaştaki çocukların ciddi bir salgın hastalıkla karşı karşıya kalabilecekleri belirtiliyor.Her yıl yaz mevsimiyle beraber, vatandaşların serinlemek amacıyla denize veya havuza girmesi sonucu bulaşan virüsler, çocukları yatağa seriyor. Özellikle 2 yaş ve altı grubu bebeklerin hastanelere akın ettiğini belirten Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve Çocuk Sağlığı Uzmanı Dr. Mustafa Çıtlak, kendilerine son üç haftadır günlük ortalama 200-250 civarında çocuğun ani başlayan ateş, şiddetli karın ağrısı, kusma ve ishal şikayetleri ile getirildiğini söyledi.Bu durumu, yazın insanların serinlemek amacıyla deniz veya havuza girmesi sonucu ortaya çıkan çeşitli virüslere
bağlayan Dr. Çıtak, “Her sene mevsim geçişlerinde yazın başlaması ile bu tip salgın hastalıklarla karşılaşmaktayız. Anne ve babalar, özellikle çocuklarında ani başlayan ateş, şiddetli karın ağrısı ve kusma şikayetleri ile acilimize başvuruyor. Burada etken daha çok virüsler. Özellikle, Adeno virüs, Coxachie virüs ve Corona virüs ya da benzeri bazı
virüslere bağlı olarak mide, bağırsak enfeksiyonları görülebiliyor. Acil servisimize günde 100-150 arası çocuk, polikliniğimize ise günlük hafta içi 100-120 hasta aynı şikayetle geliyor. Acil servis ve polikliniğimize 24 saatte 200-250 çocuk geliyor.” dedi.Virüslerin daha çok ağız yoluyla, el teması veya suyla kolaylıkla bulaşabildiğini ifade eden Dr. Çıtlak,
“Özellikle yaz mevsiminin başlaması ile denize ve havuza girilmesi neticesinde çocuklar bunu suyla beraber alıyorlar ve midedeki enfeksiyona bağlı kusma, karın ağrısı, ateş ve nadiren de eğer bu mikrop varsa ishal karşımıza çıkıyor. Yazın havaların ısınması ve alınan sıvı miktarının artmasına bağlı olarak bu tip hastalıklarla daha çok karşılaşıyoruz. Ev içerisinde el teması ile rahatsız olan kişilerden sağlam olan kişilere bu tip hastalıklar buluşabiliyor. Evde rahatsız olan bir tane çocuk varsa bu çocuğun diğer kardeşini öpmesi, ellemesi ile bulaşabiliyor ve neticede bütün ailedeki çocukların hasta olup aynı şikayetle hastanemize başvurduğunu görmekteyiz.” diye konuştu.Çocuk hastalıkları uzmanı Dr.Mustafa Çıtlak, yaz döneminde denize giren yetişkinlere şu tavsiyelerde bulundu: “Bizim önerebileceğimiz şeyler malum yaz ayı serinlemek amacıyla denize ve havuza girebilir
insanlar. Aileler özellikle denize ve havuza sokarken, çocuklarının ağızlarına ve burunlarına su kaçırmamalarını fazla suyun içerisine kafalarını sokturmamalarını ve su yutturmamalarını öneriyoruz.Evlerine geldikten sonra da çocuklarına duş aldırmalılar ve ellerini yüzlerini güzelce yıkatmalılar el temasıyla da hastalık bulaşabileceği için el temizliği çok önemli, dışarıdan eve gelen yetişkin veya çocuk herkesin ellerini ve yüzlerini güzelce yıkamaları da koruyucu önlem olarak etkili olabilmekte. Diğer taraftan yediğimiz, içtiğimiz meyve ve sebzelerin
hijyenik olması da koruyucu bir etkendir. Bizim ailelere önerimiz aşırı kusma olan çocuklarını acil polikiliniğimize getirsinler. Aşırı kusmaya bağlı vücutta aşırı sıvı ve madde kaybı oluşuyor ve sıvı ve madde kaybına bağlıda bir takım vücut fonksiyonları bozulabiliyor özellikle 1 yaş ve altındaki çocuklarda sıvı dengesi daha çabuk bozulabileceği için bu tip
sıkıntılarda ailenin hastanelere başvurmalarını önermekteyiz. Aşırı kusan çocuklara serum takılması, sıvı kaybının önlenmesinde etkili oluyor ve 6-12 saatlik bir sürede kusmayıkontrol altına alabiliyoruz; ancak ishal olan çocuklarda bunun tedavi süreci daha uzun süre alabiliyor.”Çocuklarının aniden karın ağrısı, ateş ve kusma şikayetiyle hastaneye akın
eden velilerden Reyhan Uçar, 6 yaşındaki oğlu Berkan Uçar’ı acil serviste doktora muayene ettirdi. Anne Uçar, “Dün Kapuz plajında denize gittik. Eve dönünce hastalandı. Akşamdan beri kusuyordu. Ben de oğlumu buraya getirdim.” diyerek yaşanan tehlikeye dikkat çekti.Acilde 4 yaşındaki Sude Miray Turpçu’yu da muayene eden Uzman Dr. Mustafa Çıtlak, çocuğun eski sağlığına kavuşması için birkaç gün hastanede tedavi altına alınacağını kaydetti. Anne Özlem Turpçu da kızlarıyla denize gitmediklerini; ancak hastalığın bulaşmış olabileceğini kaydetti.
WordPress.com'dan blog alın. | Tema Pool, Borja Fernandez tarafından yapılmıştır.
Yazılar ve yorum feeds.